adjective

loaded

yüklü, dolu (silah), çok zengin, imalı

The lorry was loaded with bricks.

Kamyon tuğlalarla yüklüydü.

Be careful, that gun is loaded.

Dikkat et, o silah dolu.

Her parents are absolutely loaded.

Ailesi acayip zengin.

That's a very loaded question.

Bu çok imalı bir soru.

loaded with ((sth.)) (bir şey) ile yüklü The lorry was loaded with bricks.

to be loaded çok zengin olmak Her parents are absolutely loaded.

Eş anlamlılar: dolu, zengin, imalı; Zıt anlamlılar: boş, yüksüz, fakir

'to load' (yüklemek) fiilinin geçmiş zaman ortacından gelir.

Parayla o kadar 'loaded' (yüklü) bir kamyon hayal edin ki neredeyse hareket edemiyor. Bu, hem 'dolu' hem de 'zengin' anlamlarını kapsar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.