adjective

locked

kilitli, kilitlenmiş

The front door is locked.

Ön kapı kilitli.

My phone is locked, I forgot the code.

Telefonum kilitli, şifreyi unuttum.

((bir şey)) locked ((bir şey)) kilitli The front door is locked.

Eş anlamlılar: secured, fastened, bolted; Zıt anlamlılar: unlocked, open

'to lock' (kilitlemek) fiilinin geçmiş zaman ortacı, Eski İngilizce'de sürgü veya çubuk anlamına gelen 'loc' kelimesinden gelir.

Üzerinde büyük, eski moda bir kilit olan bir kapı hayal edin. Kapı 'locked' (kilitli) durumdadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.