verb

loosen

gevşetmek, rahatlatmak

He loosened his tie after the meeting.

Toplantıdan sonra kravatını gevşetti.

The government decided to loosen restrictions.

Hükümet kısıtlamaları gevşetmeye karar verdi.

((sth.)) (bir şeyi) gevşetmek He loosened his tie.

Eş anlamlılar: gevşetmek, rahatlatmak; Zıt anlamlılar: sıkmak, sıkılaştırmak

'loose' (gevşek) + fiil yapan '-en' eki.

'-en' eki genellikle 'bir şeyi ... yapmak' anlamına gelir. Yani, 'loosen' 'bir şeyi gevşek yapmak' demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.