adjective

lost

kayıp, kaybolmuş, şaşkın

I think we are lost.

Sanırım kaybolduk.

It was a lost opportunity.

Bu kaçırılmış bir fırsattı.

He looked completely lost.

Tamamen kaybolmuş görünüyordu.

((olmak)) lost kaybolmuş olmak Sanırım kaybolduk.

Eş anlamlılar: missing, misplaced, gone; Zıt anlamlılar: found, present

Eski İngilizce'deki 'losian' (yok olmak, mahvolmak) kelimesinden gelir, 'to lose' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

'Lost' (kaybolmuş) ve çılgınca dönen bir pusula hayal edin. Ayrıca 'lost and found' (kayıp eşya bürosu) ifadesini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.