adjective

lucky

şanslı, talihli, uğurlu

You are a very lucky person.

Çok şanslı bir insansın.

It was lucky that we found the tickets.

Biletleri bulmamız şanstı.

Seven is my lucky number.

Yedi benim uğurlu sayım.

to be lucky to do sth. ((bir şeyi yapacak kadar şanslı olmak)) Yaralanmadan kurtulduğun için şanslıydın. You were lucky to escape without injury.

it is lucky that... ((...olması şans)) Yedek bir anahtarım olması şanstı. It was lucky that I had a spare key.

a lucky ((isim)) ((şanslı bir ~)) O şanslı bir tahmindi. That was a lucky guess.

Eş anlamlılar: fortunate; Zıt anlamlılar: unlucky, unfortunate

'luck' kelimesine sıfat yapan '-y' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Eğer 'luck' (şans) sahibiyseniz, 'lucky' (şanslı) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.