verb

make

yapmak, etmek, neden olmak, kazanmak

I will make a cake for your birthday.

Doğum günün için bir pasta yapacağım.

This music makes me happy.

Bu müzik beni mutlu ediyor.

He made me wait for an hour.

Beni bir saat bekletti.

She would make a good doctor.

O, iyi bir doktor olurdu.

((sth.)) (bir şey) yapmak She made a cup of tea.

((sb./sth.)) ((sıfat)) (birini/bir şeyi) (sıfat) yapmak The news made him sad.

((sb.)) ((fiil)) (birine bir şey) yaptırmak My parents made me clean my room.

Synonyms: yaratmak, üretmek, inşa etmek; Antonyms: yok etmek, kırmak

Eski İngilizce'de 'yapmak, oluşturmak, inşa etmek' anlamına gelen 'macian' kelimesinden gelir.

En temel fiillerden biridir. Ellerinizle bir model 'yaptığınızı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.