adjective

marked

belirgin, göze çarpan, işaretli

There has been a marked improvement in his work.

İşinde belirgin bir gelişme oldu.

The suspect has a marked accent.

Şüphelinin belirgin bir aksanı var.

((isim)) belirgin, göze çarpan There has been a marked improvement in his work.

Eş anlamlılar: noticeable, distinct, pronounced; Zıt anlamlılar: slight, subtle

'to mark' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı. 'İşaretlenmiş' bir şey göze çarpar.

Bir şey 'işaretlenmişse' (marked), üzerindeki işareti görebilirsiniz, bu yüzden 'belirgindir'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.