adjective

married

evli

She is a married woman.

O evli bir kadın.

They have been married for ten years.

Onlar on yıldır evli.

He is married to his job.

O, işiyle evli.

married ((person)) bir evlilik içinde olmak She is a married woman.

married to ((sb./sth.)) biriyle evli olmak veya bir şeye adanmış olmak He is married to his job.

Eş anlamlılar: nikahlı; Zıt anlamlılar: bekar, evli olmayan, boşanmış

'to marry' (evlenmek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır, evlilikle birleşmiş olma durumunu belirtir.

Bu, 'evlendikten' *sonra* içinde bulunduğunuz durumu tanımlayan sıfattır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.