adjective

meaningful

anlamlı, manalı

We had a meaningful conversation.

Anlamlı bir sohbet ettik.

She wants to do meaningful work.

Anlamlı bir iş yapmak istiyor.

He gave her a meaningful look.

Ona anlamlı bir bakış attı.

a meaningful ((noun)) anlamlı bir (isim) Anlamlı bir sohbet ettik.

Eş anlamlılar: significant, important; Zıt anlamlılar: meaningless, pointless

'meaning' (anlam) isminden ve 'dolu' anlamına gelen '-ful' ekinden türemiştir.

'meaning' (anlam) ile 'full' (dolu) olan bir şey 'meaningful'dur (anlamlı).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.