noun

minute

dakika, an, tutanak

I'll be back in five minutes.

Beş dakika içinde döneceğim.

She takes the minutes at every meeting.

Her toplantıda tutanakları o tutar.

in ((sayı)) minutes (sayı) dakika içinde I'll be back in five minutes.

tutanak tutmak bir toplantının kaydını yazmak She takes the minutes at every meeting.

Eş anlamlılar: moment, second; (toplantı) record, notes

Latince'de zamanın bir dakikasına atıfta bulunan 'pars minuta prima' (ilk küçük parça) kelimesinden gelir.

Bir saatin kadranındaki 60 küçük 'dakika' işaretini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.