adjective

miraculous

mucizevi, harika

She made a miraculous recovery from her illness.

Hastalığından mucizevi bir şekilde kurtuldu.

The team achieved a miraculous victory.

Takım mucizevi bir zafer elde etti.

a ((miraculous)) + noun olağanüstü bir şeyi tanımlayan He made a miraculous escape.

It is ((miraculous)) that... ... olması mucizevi It is miraculous that they found him alive.

Eş anlamlılar: şaşırtıcı, olağanüstü, inanılmaz; Zıt anlamlılar: sıradan, normal

'miracle' (mucize) + sıfat yapan '-ous' eki (dolu). Kelimenin tam anlamıyla 'mucizelerle dolu'.

Eğer bir şey 'miraculous' ise, o bir 'miracle' (mucize) gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.