noun

misfortune

talihsizlik, şanssızlık, felaket

He had the misfortune to lose his job.

İşini kaybetme talihsizliğini yaşadı.

She suffered a series of misfortunes last year.

Geçen yıl bir dizi talihsizlik yaşadı.

((sayılamayan)) talihsizlik, şanssızlık İşini kaybetme talihsizliğini yaşadı.

((sayılabilir)) talihsiz bir olay Geçen yıl bir dizi talihsizlik yaşadı.

Eş anlamlılar: şanssızlık, felaket, zorluk; Zıt anlamlılar: iyi talih, şans

'mis-' (kötü) öneki ve 'fortune' (şans, talih) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'kötü şans'tır.

Bunu 'şansını kaçırmak' (missing your fortune) olarak düşünün. İyi bir şansınız vardı ama kaçırdınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.