adjective

momentary

anlık, geçici

There was a momentary pause in the conversation.

Sohbette anlık bir duraklama oldu.

He felt a momentary pang of regret.

Anlık bir pişmanlık sancısı hissetti.

anlık bir ((isim)) kısa bir (isim) Anlık bir sessizlik oldu.

Eş anlamlılar: kısa, geçici, fani; Zıt anlamlılar: kalıcı, sürekli, ebedi

'moment' + '-ary' (sıfat yapan ek). Kelimenin tam anlamıyla 'bir anla ilgili' demektir.

Sadece bir 'an' süren bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.