adjective

murmuring

mırıldanan, fısıldayan

The murmuring crowd grew louder.

Mırıldanan kalabalık daha gürültülü hale geldi.

We sat by the murmuring brook.

Mırıldanan derenin kenarında oturduk.

alçak, sürekli bir ses çıkaran The murmuring crowd grew louder.

Eş anlamlılar: fısıldayan, mırıldanan, şırıldayan; Zıt anlamlılar: sessiz, gürültülü

'To murmur' fiilinin şimdiki zaman ortacıdır.

Arıların veya hafif bir derenin 'mırıldanan' sesini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.