adjective

mute

sessiz, dilsiz

She remained mute when they asked her questions.

Ona soru sorduklarında sessiz kaldı.

He pressed the mute button on the remote.

Uzaktan kumandadaki sessize alma düğmesine bastı.

Please mute your microphone during the meeting.

Lütfen toplantı sırasında mikrofonunuzu sessize alın.

sessiz olmak suskun olmak Şoktan dili tutulmuştu.

((sth.)) sessize almak (bir şeyi) sessiz yapmak Televizyonu sessize aldı.

Eş anlamlılar: silent, quiet, speechless; Zıt anlamlılar: talkative, vocal

Latince 'mutus' (sessiz, konuşamayan) kelimesinden gelir.

Bir TV kumandasındaki cihazı sessiz yapan 'mute' (sessize al) düğmesini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.