verb

arouse

uyandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek

The speech aroused feelings of anger.

Konuşma öfke duygularını uyandırdı.

His strange behaviour aroused my suspicion.

Garip davranışı şüphemi uyandırdı.

The article aroused a lot of interest.

Makale büyük ilgi uyandırdı.

to arouse ((sth.)) ((bir şeyi)) uyandırmak The speech aroused feelings of anger.

to arouse ((sb.'s)) suspicion/interest ((birinin)) şüphesini/ilgisini çekmek His strange behaviour aroused my suspicion.

Eş anlamlılar: evoke, provoke, stimulate, awaken

Yoğunlaştırıcı 'a-' öneki ve 'rouse' (uyandırmak) kelimesinden gelir.

'a-rouse' kelimesini bir duygu veya ilgi gibi bir şeyin 'yükselmesini' sağlayan bir şey olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.