noun

access

erişim, giriş, ulaşım

The only access to the village is by boat.

Köye tek ulaşım tekneyle.

I don't have access to that file.

O dosyaya erişimim yok.

The new ramp provides wheelchair access.

Yeni rampa tekerlekli sandalye erişimi sağlıyor.

((sth.)) -e erişim Bir şeyi kullanma veya görme hakkı veya fırsatı. Students need access to good resources.

((sth.)) -e erişimi olmak/elde etmek bir şeyi kullanabilmek veya görebilmek You need a password to get access to the system.

Eş anlamlılar: giriş, girme izni; Zıt anlamlılar: çıkış, ret

Latince 'accessus' (yaklaşma) kelimesinden, 'accedere' (yaklaşmak) fiilinden gelir. 'ad-' (yönelme) + 'cedere' (gitmek) olarak ayrılabilir.

Bir odaya 'erişim' sağlayan bir anahtar düşünün. İçeri girme yolu veya girme hakkıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.