verb

pays

ödemek, karşılığını vermek, değmek

He pays the rent every month.

Her ay kirayı ödüyor.

You need to pay a fine.

Ceza ödemen gerekiyor.

It pays to be honest.

Dürüst olmak karşılığını verir.

((bir şey)) ((için)) ((bir şey)) ödemek Ceza ödemen gerekiyor.

((birine)) ((bir şey)) ödemek Ev sahibine kirayı ödüyor.

((mastar)) yapmaya değer Dürüst olmak karşılığını verir.

Eş anlamlılar: ödemek, harcamak; Zıt anlamlılar: ücretlendirmek, borçlu olmak

Eski Fransızca 'paier' (yatıştırmak) kelimesinden, o da Latince 'pacare' (barış sağlamak) kelimesinden gelir.

Bir borcu 'ödemenin' (pay) durumu 'yatıştırdığını' (pacify) ve barış getirdiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.