noun

peak

zirve, doruk, tepe

We climbed to the peak of the mountain.

Dağın zirvesine tırmandık.

Traffic is at its peak in the morning.

Trafik sabahları en yoğun seviyesindedir.

She is at the peak of her career.

Kariyerinin zirvesinde.

bir şeyin zirvesi (bir şeyin tepesi) The peak of the mountain was covered in snow.

zirvesinde (en yüksek seviyede) The company's stock was at its peak.

Eş anlamlılar: zirve, doruk, tepe; Zıt anlamlılar: dip, taban, vadi

Kökeni belirsizdir, ancak 'pike' (sivri uç) ile ilgili olabilir.

'Peak' kelimesinin keskin sesi, bir dağın tepesi veya bir grafikteki bir nokta gibi keskin bir noktayı hatırlatabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.