adjective

perfect

mükemmel, kusursuz, tam

No one is perfect.

Kimse mükemmel değildir.

This is a perfect example of his work.

Bu, onun çalışmasının mükemmel bir örneği.

He is a perfect stranger to me.

O benim için tam bir yabancı.

((perfect)) + isim ideal bir ismi tanımlar. It was a perfect day for a picnic.

((perfect)) for ((sth./sb.)) uygunluğu belirtir. This tool is perfect for the job.

Eş anlamlılar: kusursuz, ideal, tam; Zıt anlamlılar: kusurlu, hatalı

Latince 'per-' (tamamen) + 'facere' (yapmak) kelimelerinden gelir. 'Tamamen yapılmış' anlamına gelir.

'Per-' (tamamen) + 'fect' (yapılmış bir şey) olarak düşünün, hatasız 'tamamen yapılmış' bir şey gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.