verb

persecute

zulmetmek, eziyet etmek, baskı yapmak

They were persecuted for their religious beliefs.

Dini inançları yüzünden zulüm gördüler.

He felt persecuted by his boss's constant criticism.

Patronunun sürekli eleştirileri yüzünden eziyet gördüğünü hissetti.

((sb.)) <for sth.> (~dan dolayı) (~a) zulmetmek. They were persecuted for their religious beliefs.

Eş anlamlılar: oppress, harass, torment; Zıt anlamlılar: protect, support

Latince 'per-' (tamamen) + 'sequi' (takip etmek) kelimelerinden gelir, 'acımasızca takip etmek' anlamına gelir.

'Perde' arkasından birini 'sekteye' uğratmak gibi düşünün, yani gizlice zarar vermek, zulmetmek.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.