verb

persuade

ikna etmek, inandırmak

He persuaded me to go with him.

Onunla gitmem için beni ikna etti.

I persuaded her that it was a good idea.

Onu iyi bir fikir olduğuna ikna ettim.

((sb.)) ((to-inf)) (birini) (bir şey yapmaya) ikna etmek Onunla gitmem için beni ikna etti.

((sb.)) ((that ...)) (birini) (... olduğuna) inandırmak Onu iyi bir fikir olduğuna ikna ettim.

Eş anlamlılar: convince, influence; Zıt anlamlılar: dissuade

Latince 'per-' (tamamen) + 'suadere' (tavsiye etmek, teşvik etmek) kelimelerinden gelir. 'Tamamen tavsiye etmek' anlamına gelir.

Birini bir şeye 'perde' arkasından değil, açıkça konuşarak ikna ettiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.