adjective

philosophical

felsefi, filozofik, dingin

She had a philosophical discussion about life.

Hayat hakkında felsefi bir tartışma yaptı.

He was philosophical about losing the game.

Oyunu kaybetme konusunda metanetliydi.

philosophical ((sth.)) felsefi (bir şey) He gave a philosophical answer.

to be philosophical ((about sth.)) (bir şeye) metanetle yaklaşmak She was philosophical about her bad luck.

Eş anlamlılar: düşünceli, derin, bilge; Zıt anlamlılar: dürtüsel, düşüncesiz

Yunanca 'philosophia' (bilgelik sevgisi) kelimesinden gelir. 'philo-' (seven) + 'sophia' (bilgelik) + '-ical' (sıfat eki).

Büyük sorular hakkında sakince düşünen bilge bir filozof hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.