noun

picture

resim, fotoğraf, film, tablo

She took a picture of the sunset.

Gün batımının fotoğrafını çekti.

He painted a beautiful picture.

Güzel bir resim çizdi.

Let's go see a picture tonight.

Bu akşam bir film izlemeye gidelim.

You need to see the big picture.

Büyük resmi görmen gerekiyor.

((bir şeyin/birinin)) resmi (bir şeyin/birinin) fotoğrafı veya çizimi Gün batımının bir resmini çekti.

fotoğraf çekmek bir fotoğraf oluşturmak için kamera kullanmak Bizim fotoğrafımızı çekebilir misin?

büyük resim genel durum veya bakış açısı Büyük resmi görmen gerekiyor.

Eş anlamlılar: fotoğraf, imge, çizim, film

Latince 'pingere' (boyamak) fiilinden gelen 'pictura' (boyama, resim) kelimesinden türemiştir.

Dijital bir görüntüdeki 'piksel', 'picture element' (resim öğesi) kelimesinin kısaltmasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.