noun

piece

parça, dilim, adet, eser

Can I have a piece of that pie?

O turtadan bir dilim alabilir miyim?

It's a key piece of evidence.

Bu önemli bir kanıt parçası.

He wrote a piece for the newspaper.

Gazete için bir yazı yazdı.

bir parça ((bir şey)) bir şeyin tek bir porsiyonu veya birimi Can I have a piece of paper?

Eş anlamlılar: part, section, slice, fragment; Zıt anlamlılar: whole, entirety

Eski Fransızca 'piece' (bir bölüm) kelimesinden, Galya kökenli Halk Latincesi '*pettia'dan gelmektedir.

Bir pizza veya yapbozun bir 'parçasını' düşünün. Daha büyük bir bütünün bir parçasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.