noun

pinnacle

zirve, doruk, tepe noktası

He reached the pinnacle of his career.

Kariyerinin zirvesine ulaştı.

The castle had many tall pinnacles.

Kalenin birçok yüksek sivri kulesi vardı.

the pinnacle of ((sth.)) (bir şeyin) zirvesi He reached the pinnacle of his career.

a pinnacle (mimari) sivri kule The castle had many tall pinnacles.

Synonyms: zirve, doruk, tepe; Antonyms: en alt nokta, dip

Latince 'tüy' veya 'mazgal' anlamına gelen ve yüksek bir noktayı ifade eden 'pinna'dan gelir.

Bir dağın en yüksek 'zirvesine' (peak) yerleştirilmiş bir 'iğne' (pin) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.