adjective

pivotal

çok önemli, can alıcı, merkezi

This was a pivotal moment in history.

Bu, tarihte çok önemli bir andı.

She played a pivotal role in the project.

Projede merkezi bir rol oynadı.

((pivotal)) ((to/for sth.)) ... için çok önemli olmak Her work was pivotal to the company's success.

((a)) pivotal ((role/moment)) çok önemli bir (rol/an) He played a pivotal role in the negotiations.

Eş anlamlılar: crucial, critical, vital, central; Zıt anlamlılar: minor, unimportant

'Pivot' (eksen) + sıfat yapan '-al' ekinden. Diğer her şeyin onun etrafında döndüğü bir şeyi ima eder.

'Pivotal' bir karar, hayatınızdaki bir 'pivot' (dönüm) noktası gibidir; yön ona göre değişir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.