noun

place

yer, mekan, konum, sıra

This is a nice place for a picnic.

Burası piknik için güzel bir yer.

Put the book back in its place.

Kitabı tekrar yerine koy.

He won first place in the race.

Yarışta birincilik kazandı.

Welcome to my place.

Evime hoş geldin.

((bir)) yer ((için bir şey)) belirli bir amaç için bir konum Burası piknik için güzel bir yer.

((birinin/bir şeyin)) yerine birinin veya bir şeyin yerine Kız kardeşinin yerini aldı.

((birinin)) evi birinin evi Hadi benim evime gidelim.

Eşanlamlılar: location, spot, position, venue

Eski Fransızca 'place' kelimesinden, 'geniş cadde, açık alan' anlamına gelen Latince 'platea'dan gelmektedir.

Bir 'place'i harita üzerindeki belirli bir nokta olarak düşünün. Fiziksel bir konumu veya bir sıradaki bir pozisyonu ifade edebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.