noun

player

oyuncu, çalgıcı, çalma cihazı, katılımcı

He is a famous soccer player.

O ünlü bir futbol oyuncusu.

She is a talented piano player.

O yetenekli bir piyano çalıcısı.

My old CD player is broken.

Eski CD çalarım bozuk.

The company is a major player in the market.

Şirket, piyasada önemli bir oyuncu.

a/an ((sıfat)) player ... bir oyuncu He is a professional player.

Eş anlamlılar: participant, competitor, musician, actor

'Play' (oynamak, çalmak) fiiline, eylemi yapan kişiyi belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Bir oyunu, bir enstrümanı veya bir durumda bir rolü 'oynayan' birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.