adjective

pleasant

hoş, keyifli, sevimli

We had a pleasant evening.

Hoş bir akşam geçirdik.

He has a pleasant personality.

Hoş bir kişiliği var.

The weather was very pleasant.

Hava çok hoştu.

a pleasant ((noun)) hoş bir (isim) It was a pleasant day.

to be pleasant ((to sb.)) (birine karşı) hoş olmak She is always pleasant to everyone.

Synonyms: agreeable, nice, enjoyable (hoş, güzel); Antonyms: unpleasant, disagreeable (nahoş)

Eski Fransızca 'plaisant' kelimesinden gelir, 'plaisir' (memnun etmek) fiilinin sıfat-fiil halidir.

'pleasant' olan bir şey, sizi 'memnun eden' (pleases you) bir şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.