noun

pleasure

zevk, keyif, haz, memnuniyet

Reading is one of my greatest pleasures.

Okumak en büyük zevklerimden biridir.

It was a pleasure to meet you.

Sizinle tanışmak bir zevkti.

He takes no pleasure in his work.

İşinden hiç zevk almıyor.

((bir şeyden)) zevk almak (bir şeyden) zevk almak Basit şeylerden zevk alır.

((bir şey yapmak)) bir zevktir (bir şey yapmak) bir zevktir Sizinle çalışmak bir zevk.

Synonyms: enjoyment, delight, joy; Antonyms: displeasure, pain, misery

Eski Fransızca 'plaisir' kelimesinden, o da 'memnun etmek' anlamına gelen Latince 'placere'den gelir.

Bir şey sizi 'please' (memnun) ettiğinde hissettiğiniz duygu 'pleasure'dır (zevk).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.