adjective

plentiful

bol, bereketli, çok

Fish are plentiful in the lake.

Gölde balık boldur.

We have a plentiful supply of food.

Bol miktarda yiyecek kaynağımız var.

((sth.)) is plentiful (bir şey) boldur Fish are plentiful in the lake.

Eş anlamlılar: abundant, ample, copious; Zıt anlamlılar: scarce, rare

'plenty' (bolluk) + '-ful' (-dolu) kelimelerinden türemiştir. 'Plenty', Latince 'dolu' anlamına gelen 'plenitas' kelimesinden gelir.

Bir şeyden 'plenty' (çok) varsa, o şey 'plentiful' (bol) demektir. '-ful' eki '-dolu' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.