noun

plug

fiş, tıpa, reklam

The plug for the lamp is behind the sofa.

Lambanın fişi kanepenin arkasında.

Put the plug in the sink.

Tıpayı lavaboya tak.

He gave a quick plug for his new book.

Yeni kitabı için hızlı bir reklam yaptı.

((bir/o ~)) elektrik bağlantısı yapmak için bir cihaz The plug for the lamp is behind the sofa.

((bir/o ~)) bir deliği tıkamak için bir nesne Put the plug in the sink.

((bir ~)) ((için)) bir reklam şekli He gave a quick plug for his new book.

Eş anlamlılar: fiş, tıpa, konnektör

Felemenkçe'de 'kazık, tıkaç' anlamına gelen 'plugge' kelimesinden gelir. Temel fikir, bir deliği dolduran bir şeydir.

Bir deliği bir tıkaçla tıkadığınızı veya bir elektrikli cihazı prize taktığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.