adjective

poisoned

zehirli, zehirlenmiş

He ate a poisoned apple.

Zehirli bir elma yedi.

Their relationship was poisoned by jealousy.

İlişkileri kıskançlık yüzünden zehirlendi.

a poisoned ((isim)) zehirli bir (isim) He ate a poisoned apple.

((bir şey)) was poisoned ((by sth.)) (bir şey) (bir şey tarafından) zehirlendi Their relationship was poisoned by jealousy.

Eş anlamlılar: contaminated (kirlenmiş), tainted (bozulmuş), toxic (toksik); Zıt anlamlılar: purified (arındırılmış), detoxified (detoksifiye edilmiş)

'to poison' fiilinin geçmiş zaman ortacı. '-ed' eki geçmiş bir eylemi veya sonuç durumunu belirtir.

Bunu 'poison' + '-ed' olarak düşünün, yani bir şeye zehir eklenmiş demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.