verb

polarize

kutuplaştırmak, polarmak

The issue has polarized the nation.

Mesele milleti kutuplaştırdı.

The special lens polarizes light.

Özel mercek ışığı polarize eder.

to polarize ((sth./sb.)) (birini/bir şeyi) kutuplaştırmak The debate polarized the community.

Eş anlamlılar: divide, split; Zıt anlamlılar: unite, unify

'polar' (kutupsal) + '-ize' (fiil yapan ek). Bir şeyi iki zıt kutba veya görüşe sahip hale getirmek anlamına gelir.

Tartışmalı bir konunun mıknatıs gibi hareket ederek insanları iki zıt 'kutuptan' birine çektiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.