verb

assimilate

asimile etmek, özümsemek, benimsemek

Immigrants try to assimilate into the new culture.

Göçmenler yeni kültüre asimile olmaya çalışır.

The body assimilates nutrients from food.

Vücut, yiyeceklerden besinleri özümser.

It is hard to assimilate so much information.

Bu kadar çok bilgiyi özümsemek zor.

((sth.)) ((into sth.)) (bir şeyi) (bir şeye) asimile etmek Yeni fikirleri teorisine asimile etti.

((into sth.)) (bir şeye) asimile olmak Yerel topluluğa asimile olmaya çalıştılar.

Eş anlamlılar: entegre etmek, özümsemek, dahil etmek; Zıt anlamlılar: ayırmak, reddetmek

Latince 'ad-' (yönelme) + 'similis' (benzer) kelimelerinden gelir, 'benzer kılmak' anlamına gelir.

Bir şeyi bütüne 'similar' (benzer) hale getirmeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.