adjective

porous

gözenekli, geçirgen

The porous rock allows water to pass through.

Gözenekli kaya suyun geçmesine izin verir.

The country has a porous border.

Ülkenin geçirgen bir sınırı var.

((sıfat)) + ((isim)) gözenekli A porous material absorbs liquid easily.

Eş anlamlılar: permeable, absorbent; Zıt anlamlılar: impermeable

Latince `porus` (gözenek, küçük açıklık) kelimesinden. `-ous` eki 'ile dolu' anlamına gelir. Yani 'gözeneklerle dolu'.

Bir süngerin üzerine su döktüğünüzü (pour) hayal edin. Sünger, çok sayıda gözenek (pore) olduğu için gözeneklidir (porous).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.