noun

possession

mülkiyet, sahiplik, mal

He was found in possession of illegal drugs.

Yasadışı uyuşturucu bulundurmaktan yakalandı.

She packed her personal possessions in a box.

Kişisel eşyalarını bir kutuya paketledi.

in possession of ((sth.)) (bir şeyin) zilyetliğinde olmak He was found in possession of a weapon.

personal possessions kişisel eşyalar Yangında tüm kişisel eşyalarını kaybetti.

Eş anlamlılar: ownership, property, belongings; Zıt anlamlılar: lack, want

Latince 'sahip olmak, tutmak' anlamına gelen 'possidere' kelimesinden gelir, 'pos-' (efendi olarak) + 'sidere' (oturmak).

Bu, 'sahip olmak' fiili 'possess' ile bir durumu veya eylemi belirten '-ion' ekinin birleşimidir. Onları sahiplenmek için eşyalarınızın üzerinde oturduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.