noun

potential

potansiyel, olasılık, imkan

She has great potential as a singer.

Şarkıcı olarak büyük bir potansiyeli var.

We must unlock the company's full potential.

Şirketin tüm potansiyelini ortaya çıkarmalıyız.

((potansiyele)) sahip olmak potansiyele sahip olmak She has great potential.

((-ing/sth.)) için ((potansiyel)) (bir şey) için potansiyel There is potential for growth.

((-inf.)) ((potansiyeli)) (bir şey yapma) potansiyeli He has the potential to be a leader.

Eş anlamlılar: possibility, capability, capacity

Latince 'güç' anlamına gelen 'potentia'dan gelen 'potentialis' kelimesinden türemiştir. Bu da 'güçlü' anlamına gelen 'potens'ten gelir.

Büyük bir ağaca dönüşme 'potansiyeli' olan bir tohum düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.