verb

pour

dökmek, boşaltmak, akıtmak

Could you pour me some water?

Bana biraz su dökebilir misin?

It's starting to pour outside.

Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlıyor.

Letters of complaint poured in.

Şikayet mektupları yağdı.

((bir şeyi)) ((bir şeyin içine/üstüne)) (bir şeyi) (bir yere) dökmek She poured the milk into the glass.

((yağmur)) bardaktan boşanırcasına yağmak It's pouring outside.

Eş anlamlılar: dökmek, akmak, fışkırmak

Orta İngilizce'deki 'pouren' kelimesinden gelir, kökeni belirsizdir.

Bir bardağa su 'dökme' (pour) eylemini hayal edin. 'Pour' kelimesi bu hareketi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.