present participle

practicing

pratik yapan, uygulayan, icra eden

He is practicing the guitar.

Gitar pratiği yapıyor.

Practicing is the key to success.

Pratik yapmak başarının anahtarıdır.

She is a practicing artist.

O, mesleğini icra eden bir sanatçı.

be practicing ((sth.)) bir şeyin pratiğini yapıyor olmak He is practicing the guitar.

practicing ((sth.)) (özne olarak) pratik yapmak Practicing is the key to success.

a practicing + [meslek] mesleğini icra eden bir ... She is a practicing artist.

Synonyms: antrenman yapan, prova yapan (fiil); aktif, çalışan (sıfat)

'to practice' fiilinin '-ing' ekiyle oluşturulan şimdiki zaman ortacı (present participle).

'-ing' eki, devam eden bir eylemi ('pratik yapıyor') veya eylemin kendisini bir isim olarak ('pratik yapmak') gösterir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.