adjective

pragmatic

pragmatik, faydacı, uygulamacı

We need a pragmatic solution to this problem.

Bu soruna pragmatik bir çözüme ihtiyacımız var.

She has a pragmatic approach to life.

Hayata karşı pragmatik bir yaklaşımı var.

a pragmatic ((noun)) pragmatik bir ((isim)) Pragmatik bir çözüme ihtiyacımız var.

Synonyms: practical, realistic, sensible; Antonyms: idealistic, impractical

Yunanca 'pragma' (eylem, iş) kelimesinden gelen 'pragmatikos' (gerçekle ilgili, pratik) kelimesinden türemiştir.

Pragmatik bir kişi, teorik düşüncelerden ziyade pratik olana dayanarak olayları mantıklı ve gerçekçi bir şekilde ele alır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.