conjunction

assuming

varsayarsak, farz edersek

Assuming it rains, the game will be canceled.

Yağmur yağdığını varsayarsak, maç iptal edilecek.

We can finish by Friday, assuming no problems arise.

Hiçbir sorun çıkmadığını varsayarsak, Cuma gününe kadar bitirebiliriz.

assuming (that) [cümlecik] -dığını varsayarsak Assuming that he comes, what should we do?

Synonyms: supposing, provided that, given that

Latince 'ad-' (yönelme) + 'sumere' (almak) kökünden gelen 'assume' (varsaymak) fiilinden türemiştir, 'doğru kabul etmek' anlamına gelir.

Bir koşul belirtmek için cümleye 'Varsayalım ki...' diye başladığınızı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.