noun

precedent

emsal, örnek olay

The ruling set a legal precedent.

Karar, yasal bir emsal teşkil etti.

There is no precedent for such a decision.

Böyle bir karar için emsal yok.

a precedent for (sth.) (bir şey için) emsal Karar, yasal bir emsal teşkil etti.

to set a precedent emsal teşkil etmek Bu karar tehlikeli bir emsal teşkil edecek.

Eş anlamlılar: example, model, standard

'precede' (önce gelmek) fiilinden gelir. Emsal, 'daha önce olmuş' ve şimdi bir rehber görevi gören bir eylem veya karardır.

Diğerlerinden 'önce gelen' (precedes) ve örnek teşkil eden bir olay olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.