verb

precipitate

zemin hazırlamak, hızlandırmak, çökelmek

The crisis was precipitated by the election.

Kriz, seçimle tetiklendi.

Cooling the solution will precipitate the crystals.

Çözeltiyi soğutmak kristalleri çökeltecektir.

((bir şeyi)) (bir şeyi) tetiklemek The resignation precipitated a political crisis.

Eş anlamlılar: cause, trigger, hasten, accelerate

Latince `praecipitare` 'baş aşağı atmak' kelimesinden, o da `praeceps` 'dik, baş aşağı' kelimesinden gelir. `precipice` ile aynı kökten.

Bir `precipice` (uçurumdan) bir şey atmak gibi, bir şeyin aniden olmasına veya aşağı düşmesine (kimyasal bir çökelti gibi) neden olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.