noun

predicament

çıkmaz, zor durum

He found himself in a difficult predicament.

Kendini zor bir durumda buldu.

Losing her keys put her in a real predicament.

Anahtarlarını kaybetmek onu gerçekten zor bir duruma soktu.

in a ((adjective)) predicament (sıfat) bir çıkmazda She found herself in an awkward predicament.

Eş anlamlılar: dilemma, quandary, plight, jam, fix

Latince 'praedicamentum' (iddia edilen şey, kategori), 'praedicare' (ilan etmek) kelimesinden. Anlamı hoş olmayan bir duruma dönüştü.

Bir 'predicament' (çıkmaz) içinden çıkış yolunu 'predict' (tahmin) etmeniz gerektiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.