noun

prejudice

önyargı, peşin hüküm

We must fight against racial prejudice.

Irksal önyargıya karşı savaşmalıyız.

He has a prejudice against new technology.

Yeni teknolojiye karşı bir önyargısı var.

((against sb./sth.)) (-e karşı) önyargı He has a prejudice against foreigners.

Eş anlamlılar: bias, bigotry; Zıt anlamlılar: impartiality, fairness

Latince 'prae-' (önce) + 'judicium' (yargı) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'önceden yargılamak' demektir.

Bunu 'ön-yargı' olarak düşünün. Biri veya bir şey hakkında tüm gerçeklere sahip olmadan önce bir yargıda bulunuyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.