noun

preoccupation

meşguliyet, dalgınlık, takıntı, endişe

Her preoccupation with work is affecting her health.

İşle olan meşguliyeti sağlığını etkiliyor.

Gardening became his main preoccupation after retirement.

Bahçıvanlık, emekli olduktan sonra onun ana meşguliyeti oldu.

((sth.)) ile meşguliyet preoccupation with ((sth.)) İşiyle bu kadar meşgul olması alışılmadık bir durum.

Eş anlamlılar: obsession, absorption, concern; Zıt anlamlılar: inattention, distraction

'pre-' (önce) + 'occupy' (işgal etmek) kelimelerinden gelir. Zihnin her şeyden önce bir şey tarafından işgal edildiği durum.

Zihninizin 'pre-occupied' (önceden meşgul edilmiş) olduğunu düşünün - zaten tek bir düşünce veya endişe tarafından ele geçirilmiş.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.