verb

preside

başkanlık etmek, yönetmek

The judge will preside over the court case.

Yargıç davaya başkanlık edecek.

She was chosen to preside at the meeting.

Toplantıya başkanlık etmesi için o seçildi.

((bir şeye)) başkanlık etmek to preside over sth. The CEO will preside over the annual meeting.

((bir yerde)) başkanlık etmek to preside at sth. Who will preside at the ceremony?

Eş anlamlılar: chair, lead, officiate, conduct

Latince 'praesidere' (prae- 'önce' + sedere 'oturmak') kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla, yetkili olarak başkalarının 'önünde oturmak' demektir.

'President' (başkan), 'preside' (başkanlık etmek) eden kişidir. Masanın başında ('pre-side') oturduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.