verb

press

basmak, bastırmak, ısrar etmek, ütülemek

Press the button to start.

Başlatmak için düğmeye basın.

Don't press me for an answer.

Cevap için beni sıkıştırma.

She pressed the flowers in a book.

Çiçekleri bir kitapta presledi.

He pressed his shirt before the meeting.

Toplantıdan önce gömleğini ütüledi.

((sth.)) (bir şeye) basmak Başlatmak için düğmeye basın.

((sb.)) ((for sth.)) (birini) (bir şey için) sıkıştırmak Cevap için beni sıkıştırma.

Synonyms: push, squeeze, urge

Latince 'pressare' (basmak, sıkıştırmak) kelimesinden gelir.

Bir espresso makinesinin düğmesine bastığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.